Mutluluğa Zaman Ayırmak

0
1397
mutluluk
mutluluk

Genelde şöyle bir eğilim içindeyiz. Bir isteğimiz varsa ya da içinden çıkmak istediğimiz bir durum, neler yapacağımıza ve ne şekilde gerçekleştireceğimize odaklanıyoruz ama kendi keyfimize ve mutluluğumuza yatırım yapmayı ikinci plana atıyoruz. Daha doğrusu ben böyleydim ve itiraf ediyorum ki, bu yüzden genelleme yapıyor olabilirim.

Yine de, bu durumu etrafımda da çok gözlemediğim için kendimize zaman ayırmanın ve mutluluğumuza başka hiçbir şeye bağımlı olmadan yatırım yapmanın öneminden bahsetmek istiyorum. Bunu yaptığınız zaman zaten isteklerinize de sahip olmaya başlıyorsunuz. Evet, biliyorum biraz paradoksal bir durum gibi gözüküyor ama mekanizma gerçekten de böyle işliyor.

Biz istediğimiz her şeyi sonunda daha mutlu hissedeceğimizi düşündüğümüz için istiyoruz. İlişki istiyorsak, o şekilde daha iyi hissedeceğimiz için; para istiyorsak, kendimizi daha güvenli ve mutlu hissedeceğimiz için; çocuk istiyorsak, kucağımıza alınca içimiz kıpır kıpır edeceği için, yeni bir iş istiyorsak, kendimizi daha iyi hissedeceğimiz için, vs…

Bu liste sonsuza kadar uzayabilir, herkesin istekleri farklıdır ama herkesin varmak istediği yer aynı aslında. Hepimiz kendimizi daha iyi hissetmek ve mutlu olmak istiyoruz. Ee, o zaman kestirmeden gidelim, yolu uzatmaya ne gerek. Başka hiçbir şeye bağımlı olmadan mutlu olalım, gitsin. Böylece hem asıl amacımızı yani mutluluğu deneyimlemiş, hem de yan kazanç olarak istediğimiz diğer şeyleri de hayatımıza rahatlıkla çekebilen bir insana dönüşmüş oluruz.

Şimdi klasik soru tabi ki, peki ama nasıl? Sadece gün içinde belli bir süreyi kendimize, keyif aldığımız bir şeye ayırarak ve enerjimizin düştüğünü hissettiğimiz zamanlarda gündelik hayat akışımıza biraz mola vererek. Bunun çok uzun süreler olmasına gerek yok, 15-20 dakika bile son derece yeterli bir süre. Yeter ki, o süre zarfında tüm odağımız ve dikkatimiz kendi keyfimizde olsun.

Her gün bir çok farklı şey için o kadar çok zaman harcıyoruz ki aslında, biraz daha organize olarak veya sabahları belki 15 dakika erken kalkarak bile kendimiz için zaman yaratmak mümkün. Herkesin bu sürede ne yapacağı kendisine kalmış, ister playstation oynayın ister meditasyon yapın. Yeter ki, bu zamanın sadece kendinize ayırdığınız bir zaman olduğunun bilincinde olun ve keyfini sürün.

Günde 15 dakika ne işe yarar diye düşünüyor olabilirsiniz. Size şöyle bir yanıt verebilirim: “Ben ne yapmak istediğimi bu şekilde keşfettim!”

Hikayemden bahsederken, bir dönem kardeşimle beraber tekstil şirketimiz olduğundan ama bir zaman sonra bu sektörün bana eskisi kadar keyif vermediğini fark ettiğimden söz etmiştim. İçimdeki sese uyarak işi bırakmaya karar verdim fakat ne iş yapacağımı bilmiyordum. Artık keyif alarak, severek yapacağım bir işim olsun istiyordum ama ne olacağına bir türlü karar verememiştim.

İçimdeki ses ne yapacağımı da söylese kendimi daha güvende hissedecektim ama çıt yoktu. Artık hatlarda bir kopukluk olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bir açıdan da doğruydu, belki o söylüyordu ama ben duyacak durumda değildim. Sadece ne iş yapsam diye düşünüp duruyordum. Daha doğrusu şimdi farkediyorum ki, sadece bir an önce çalışmaya başlamalıyım diye yakınıyordum.

Bir yandan da kişisel gelişim kitapları okuyup duruyordum. Daha önce birkaç kere okumuş olduğum bir kitaba tekrar göz atmaya karar verdim ve okurken mutlu olmaya zaman ayırmadığımı farkettim. Daha önce de okumuştum ama sanki zihnimde ışık bu sefer yandı ve her gün belli bür süreyi sadece kendime ayırmaya karar verdim.Tam o dönemde annem bana bir türk kahvesi makinesi hediye etti. Ben de her gün öğlen Ada’yı yatırıp (ufaktı o zamanlar), balkonuma çıkıp, bol köpüklü kahve keyfi yapmaya başladım.

Biliyorum, çoğu kişi zaten her gün kahve içtiği için “Ee, ben zaten yapıyorum bu keyfi” diyecektir. Ama benim bahsettiğim; çocuğun okul toplantısını, müdürün istediği raporu, sevgilinizin arayıp aramadığını, kredi kartlarını, annenizin söylenmelerini düşünmediğiniz, dedikodu yapmadığınız bir süre. Yoksa ister kahve için, ister çorba. Önemli olan bu sürede zihninizi dinlendirmeniz ve enerjinizi yükseltecek düşüncelere odaklanmanız.

Benim kahve keyiflerim günlük rutinimin bir parçası olduktan 2-3 hafta sonra, evde otururken yine zihnimde bir ışık çaktı. Kişisel gelişimle ilgilenmekten çok keyif alıyordum ve öğrendiğim bilgiler hayatımda çok önemli değişiklikler yapmaya başlamıştı. Bu bilgileri paylaşarak başkalarının da hayatlarında değişiklik yapmalarına yardımcı olabilirdim. Yaşam koçu olmaya karar verdim.

Günde sadece 20 dakikayı eylem planları yapmak yerine sadece kendi keyfime ayırarak, içimdeki sesle yeniden bağlantıya geçmiştik. Hatlardaki kopukluk giderilmişti.

Başka hiçbir şeye bağlı olmadan mutlu olmaya karar vermek o kadar harika bir seçim ki. Zaten varmak istediğimiz yer orası. Bir takım dış faktörlere bağladığımız zaman hem nihai arzumuzu deneyimleyemiyoruz hem de evreni isteklerimizin nasıl gerçekleşeceği ile ilgili kısıtlıyoruz. Halbuki şartlar ne olursa olsun mutlu olmak için bir yol bulmak mümkün.

Bahsettiğim şey, moraliniz çok bozukken birden göbek atmaya başlamınız değil elbette. Manik depresif bir durumdan söz etmiyorum. Sadece kendinizi birazcık daha iyi hissetmek için bir yol bulmak yeterli.

Bu arada, keyifliyken de ‘nasılsa kendimi iyi hissediyorum’ diye kendinize zaman ayırmayı ihmal etmemenizi öneririm. Hem keyifli olma halinizin alışkanlığa dönüşmesi açısından hem de daha keyifli olmanın sonu olmadığından.

Bunun için de, önceliğinizin kendiniz ve keyfiniz olduğu sadece 15-20 dakikalık süreler yeterli. Yeter ki, ‘zamanım yok, çok yoğunum, vs..’ gibi bahanelerin gösterdiğiniz direnç olduğunun farkına varın ve ona gülümseyin.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.