KORKULARI DÖNÜŞTÜRMEK

0
2031
korkuları dönüştürmek
korkuları dönüştürmek

Öncelikle size fotoğraftakileri tanıştırayım. Öndeki mavi ve sevimli olan ailemizin yeni üyesi MAVİŞ, hemen arkadaki sanki kolunda bir şahin tutuyormuş edasıyla oturan da BEN:)

Beni tanımayanlar için bu fotoğraf, herkesin paylaştığı ‘Ben şu an çok mutluyum, bunu da mutlaka Facebook’ta duyurmalıyım ki herkesin haberi olsun’ tadında bir resim sadece. Ama beni tanıyanların gözleri şaşkınlıkla açılmış olabilir. Ben ve bir kuş aynı karede, hem de kolumda…

Bir sürü şeyden korkardım ben; börtü böcek hariç çoğu hayvandan, evin içinde uçan ve nereye konacağı belli olmayan minik kuşlardan, yosunlu denizde tek başıma yüzmekten ama özellikle kediden. Dışarıda yemek yenen yaz mevsimleri benim için bu açıdan çok sıkıntılıydı. Gökçeada ‘yılışık’ kedi popülasyonu sebebiyle rahat edemediğim ve listemden sildiğim yerlerden biriydi mesela. Sağolsun annem, kedi kovucu bir alet almıştı da, artık dışarıda yenen yemeklerde daha rahat ediyordum.

Artık kedi kovucu aletimi evde unutmaya başladım. Yok, havalar soğudu ve yemekler kapalı mekanda yeniyor diye değil:) Sadece ben eskisi gibi rahatsız olmadığımdan. Uzunca bir süredir kuzenimin kedisi Pika, ben gidince odaya kapanmaktan kurtuldu, aynı odada takılabiliyoruz kendisiyle. Denizde yosun olmasına aldırmadan rahat rahat yüzüyorum tek başıma. Ve ailemizin yeni üyesi Maviş, o kadar tatlı ki. Elimi uzatınca hemen üzerine konuyor. Kızlara belli etmiyorum ama ona bir şey olursa diye şimdiden endişelenmeye başladım bile.

Peki, nasıl oldu bu değişim? Ne yaptım, hangi yöntemlere başvurdum, hangi teknikleri uyguladım?

Size bir sır vereyim, HİÇBİR ŞEY. Fobilerle ilgili birçok çalışma var, biliyorum ama hiç bu konuların üzerinde çalışmaya gerek görmedim. Çünkü dönüştürmek istediğim çok daha öncelikli konular vardı hayatımda.

Liste kabarık; hayatımdaki insanlarla ilişkilerimi beni mutlu eden bir kıvama getirmek, kendimi eleştirmeyi bırakmak, sevdiğim işi yapmak, daha huzurlu olmak, hayatı akışına bırakmak, daha fazla gülmek, daha mutlu olmak ve mutlu etmek ama en çok da kendimi olduğum gibi kabul etmek ve sevmek… Sadece bunların üstünde çalıştım. Düşünce alışkanlıklarımı değiştirdim, kendime ve hayata daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmayı öğrendim.

İşin sırrı her zaman kabul etmekte gizli; durumu olduğu gibi kabul etmek, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek.

Kendinizi hatalarla (!), eksikliklerle (!) sevmek ve göğsünüzü gere gere ‘Ben böyleyim’ diyebilmek.

Ve bu eksiklikler sayesinde aslında tam olduğunuzu fark etmek.

Kediden, kuştan korksam kaç yazar? Kedi kovucumu yanımdan ayırmam, bir daha Gökçeada’ya gitmem. Kuş da kafesinde durur, olur biter.

“Korkularımı yenmem lazım” demedim, “O kadar yaşam koçu oldum, bu korkularımın üstesinden gelemediğimi bir duyan olursa rezil olurum” demedim. Durumu kabul ettim ve kendimi her halimle sevmeyi öğrendim, tüm eksikliklerimle ve defolarımla. Ben onlara direnmeyi bırakınca, onlar da bana direnmeyi bırakmışlar ve artık onlara tutunmaya ihtiyacım kalmayınca vedalaşmışız korkularımla. Ben de çok sonra fark ettim, hatta ben değil bir arkadaşım fark etti önce.

Hayatınızda neyi değiştirmek istiyorsanız, onunla savaşmayı ve ona direnmeyi bırakın. Kabul edin bu durumu ve kendinizi olduğunuz halinizle kucaklayın. Tüm eksikliklerinizle tam olduğunuzu fark edin. Çünkü hayat böyle güzel.

Bu arada Maviş’le resmimiz çok sevimli, değil mi ama yaaa… Üstelik kolumda bir kuş tutabildiğimi herkes görsün ve takdir etsin. Beğenilmek güzeldir, ben de aldığım ‘like’ları sayıyorum elbette:)

Sizin de her halinizle mükemmel olduğunuzu fark ettiğiniz bir hafta geçirmenizi diliyorum.

Kendinizi olduğunuz gibi sevmeyi öğrenmek için koçluk çalışmalarına katılmak isterseniz info@ozge.biz.tr adresine mail atabilir, günlük #hayatböylegüzel paylaşımları için beni @cuhadarogluozge adıyla Instagram’dan takip edebilirsiniz.

Sevgiyle

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.