Anda Kalmak (1)

1
15174
anda kalmak
anda kalmak

Kişisel gelişime ve spiritüel konulara ilginiz varsa, mutlaka ‘anda kalmak’ veya ‘şimdide olmak’ laflarını sıkça duymuşsunuzdur. Herkes anda olmanın öneminden bahsediyor. İyi de, niye herkes bundan dem vurup duruyor? Şöyle ifade edebilirim, eğer zihninizdeki dırdıra son vermek ve iç huzura kavuşmak istiyorsanız yapabileceğiniz en iyi şey anda/şimdide olmak.

Böyle söyleyince ‘aaa, ne güzel hadi hep anda kalalım’ diyor insan ama bunu bir alışkanlık haline getirmek o kadar hızlı gerçekleşmiyor. Çünkü yıllarca tam tersine alışmışız ve yeni bir alışkanlık oturtmanın biraz zaman alması normal. Fakat kendi üzerinde çalışan ve kendi dönüşüm yolculuğuna çıkan herkesin varmak istediği yer şimdide/anda olma durumu. Bu süreleri ne kadar arttırabilirseniz hayatınız da o kadar rahat akıyor. O yüzden bu biraz da ustalık seviyesi bence.

Şimdide olmanın üstadı Eckhart Tolle’dür diyebiliriz. O da mutlaka başka ustalardan esinlenmiş ve öğrenmiştir mutlaka ama anda/şimdide olmak deyince akla Eckhart Tolle geliyorsa ve bu öğretinin yaygınlaşarak bir çok insanın hayatını değiştirmesine vesile olduysa, üstad demek bence doğru. Fakat itiraf ediyorum, bundan kitaplarını ilk okuduğumda çok zorlandım ve pek bir şey de anlamadım. Fakat sonra tekrar okuduğumda ise ‘evet’ dedim, ‘tüm olay bu’.

Peki anda olmak ne demek? O an her ne yapıyorsanız tüm enerjiniz ve dikkatinizle o eylemin içinde olmak demek; fiziken neredeyseniz, zihnen yani düşüncelerinizle de orada olmak. Bir yandan bir şey yapıp bir yandan da alakasız şeyler düşünmek değil. Şimdide olmak, içinde olduğunuz deneyimle düşüncelerinizin birbiriyle hizalı ve uyumlu olması demek. Bu aynı zamanda yaptığınız şeyi sevmeyi ve kabul etmeyi de gerektiriyor tabi ki.

Daha önceki haftalarda bahsettiğim hayatı kabul etmek, hayattan memnun olmak ve hayata güvenmek aşamalarını da içeriyor. Hiç kabul edemediğiniz bir durumun içindeyken veya gelecek endişesi taşırken anda kalmak oldukça zor bence. O yüzden önce olanı olduğu gibi kabul etmek ve hayata güvenmek konusunda pratik yapmak şimdide olmayı çok kolaylaştırıyor. Boşuna ustalık seviyesi demedik.

Diyelim ki,sahilde yürüyüş yapıyorsunuz. Bir yandan da sevgilinizle yaşadığınız problemleri veya yetiştirmeniz gereken işleri düşünüyorsanız, bilin ki o anı yaşamıyorsunuz aslında. Çünkü her ikisi de içinde olduğunuz ana ait düşünceler değil. Eğer tüm hücrelerinizle o anda olsanız, aklınıza gelebilecek düşünceler ancak denizin rengi, havanın durumu, yürüyüş yapan diğer insanlar veya öten kuşların sesi ile alakalı olabilirdi.

Tatsız bir durumla ilgili de bir örnek verelim isterseniz. Diyelim ki, 10 yıllık işinizden çıkarıldınız (istemediğiniz bir durum olduğunu varsayıyorum). Muhtemelen karalar bağladınız, çünkü zihniniz önce geçmişte başarısızlık olarak kodladığınız anılarınıza gitti ve şu an ki durumu onunla eşleştirdi. Sonra da hoop geleceğe doğru gitti ve nasıl yeni bir iş bulacağınıza dair endişeler üretmeye başladı. Peki siz şu an, şu saniye hangi eylemi yapıyorsunuz? Sadece işten çıkmış eve doğru gidiyorsunuz. Müdürünüzle yaptığınız görüşme yaklaşık 2 saat önceydi, yeni iş görüşmeleri de en erken yarın başlayacak. Dolayısıyla aklınızdan geçirdiğiniz o düşünceler şimdiye ait değiller.

Üzülmemeniz gerektiğini söylemiyorum tabi ki. İstemediği bir durumda olan herkes üzülür ve endişelenir, bu son derece doğal. Benim anlatmak istediğim, o sırada anda olmadığınız sadece. Ve böyle bir durumda da anda kalmak çok zor gerçekten. Çünkü geçmişteki deneyimlerinizle benzeştirdiğiniz için olanı olduğu gibi kabul edip sevemiyorsunuz ve hayata güvenmediğiniz için de gelecekte başıma neler gelecek endişesine kapılıyorsunuz. İşte tam da bu yüzden hayatı olduğu gibi kabul edip sevmek ve hayata güvenmek konusunda pratik yapılmasının önemine inanıyorum.

Eğer olanları olduğu gibi kabul edip sevebiliyor ve hayatın kendisine güveniyor olsaydınız; kendinizi daha rahat hisseder, bu sayede de anda kalabilir ve düşünceleriniz yaptığınız eylemle uyumlu olduğu için dikkatinizi yola verebilirdiniz. Böylece odağınız değişmiş ve 2 saat önce düşen enerjiniz bir miktar da olsa yükselmiş olur ve önünüzde ne seçenekler olduğunu daha sakin bir kafayla değerlendirebilirdiniz.

Kendim işten çıkarıldığım zamanı hatırlıyorum da, buna benzer bir deneyim yaşamıştım aslında. İnsan kaynakları müdürü ile görüştüm, eşyalarımı toplayıp binadan çıktım, eve gitmek üzere arabaya bindim ve kontağı çevirdim. O an nasıl müthiş bir özgürlük duygusu deneyimledim, anlatamam. O saniye anda kalmayı başardığım an işte. Garip bir rahatlık ve muhteşem bir özgürlük hissi. Ne zamanki zihnimde geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler belirmeye başladı, andan çıktım.

O zaman yeni  bir iş arama sürecinde olduğumu ama hala bulamadığımı hatırladım ve ‘onlar beni bırakmadan ben onları bırakmalıydım’ düşüncesi geldi. Sonra da gelecekte ne zaman iş bulabileceğim ile ilgili endişeler belirdi ve enerjim daha da düştü. Halbuki arabanın kontağını ilk çevirdiğim zamanki müthiş özgürlük hissi, işte o gerçekti. Çünkü o zaman sadece o anı deneyimliyordum, zihnim devreye girmeden.

Andan çıktığınızı farkettiğiniz zaman yapılacak tek şey bilinçli bir şekilde her ne yapıyorsanız onunla ilgili düşüncelere geçmek. Zihninize birden endişeli düşünceler gelmeye başladı ve siz o sırada bulaşık yıkıyorsunuz diyelim. Keyfiniz kaçtığı için durumu farkettiniz ve kendinizi durdurdunuz. Aklınıza gelen düşünceleri olduğu gibi kabul ederek başlayın önce işe, yargılamadan ‘şimdi bu endişeler nereden çıktı’ diye sorgulamadan. Sonra suyun ısısına odaklanın, tabakların desenini inceleyin, musluğun şekline bakın, mutfaktaki diğer eşyaları inceleyin,….

O an ne her yapıyorsanız ona ait düşünceler geçirin aklınızdan işte. Hemen ilk seferde çok kolay bir şekilde yapabileceğinizi de düşünmeyin ve bir türlü beceremiyorsanız da, kendinize kızmayın. Her alışkanlığı oturtmak biraz zaman alır, merak etmeyin. Yaptıkça  ustalaşacaksınız ve zamanla kolaylaşacak.

Benim anda kalma sürelerini arttırmaya başlamam yıllarımı aldı. Yıllarca bir kontrol manyağı olarak geçmişi sorgulamış ve geleceği planlayıp durmuşum sürekli, kolay mı? İşin doğrusu, nefes çalışmalarına başladıktan sonra çok daha uzun süreli bir şekilde anda kalmayı deneyimledim denebilir.

Daha önceki Nefes Terapisi ile ilgili yazılarda nefesin duygusal/zihinsel boyutundan bahsetmiştim. Ben biriktirmiş olduğum negatif duyguları serbest bıraktıkça yaşadığım deneyimleri yorumlamak için zihnimin geçmişe gideceği bir referans noktası kalmadı. Bunun sonucunda da içinde olduğum deneyimleri o anın şartlarıyla değerlendirmek çok kolaylaştı.

Zaten Eckhart Tolle’ün kitaplarında ve videolarında anda kalmak için nefesin ve duyguların bedenden serbest bırakılmasının önemi ile ilgili çok bilgi vardır. Meditasyon anda kalmak için muhteşem bir yöntemdir ve onu da nefesinize odaklanarak yaparsınız.

Mesela şu aralar kendimde, daha önceleri acayip sinirlenip gerileceğim durumlara çok daha sakin ve huzurlu yaklaştığımı gözlemliyorum. Bu sayede o anda en iyi ne yapabileceğime bakıyorum ve bir sonraki adımımı da daha huzurlu attığım için sanki hayat daha kolay ve huzurlu akmaya başladı. Sonuç olarak, anda kalmayı deneyimlemek için nefes çalışmaları hararetle önerebileceğim bir yöntem, zihninizdeki dırdıra son vermek ve iç huzurunuza kavuşmak için.

Anda/şimdide olmak ile ilgili daha anlatmak istediğim bir çok şey var aslında. Anda kalarak karar almanın rahatlığı, hayatı hep anda kalarak yaşamay gerek var mı, vs. gibi konulardan da bahsetmek istiyorum ama artık onlar sonraki yazıya kaldı. Zaten hakkında bir sürü kitap yazılmış bir konuyu iki sayfaya sığdırabileceğimi düşünmek biraz fazlaca naif bir yaklaşım olmuş.

Bir sonraki yazıya kadar anı yaşayın, Carpe Diem….

1 YORUM

  1. Kolayca anlaşılacak şekilde ve basit yazmışsınız teşekkürler. Başlangıç için en önemli şey nefes ve bol bol okumak sanırım. Eckhart tolle, Osho, Jiddu Krishnamurti ve Alan Watts’ın bu konularla ilgili makale ve kitaplarını okumasını tavsiye ederim herkese… Mutlu Günler

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.