Sevdiğin İşi Sevdiğin Şekilde Yapmak

0
2277
my way
my way

Şu hayatta mutlu ve başarılı olmak istiyorsan, sevdiğin şeyi sevdiğin şekilde yapacaksın arkadaş!

İtirazları duyuyor gibiyim: “Şu anda sevdiğim işi yapmıyorken, bir de sevdiğim işi sevdiğim şekilde yapmak biraz fazla lüks olmuyor mu?”

Aslında cevap sorunun içinde saklı:) Yaptığınız işi sevdiğinizi düşünmemenizin sebebi, sevdiğiniz şekilde yapmıyor olmanızdan kaynaklanıyor olabilir mi acaba?

Bu arada iş derken, sadece çalıştığımız işleri de kastetmiyorum. Gündelik hayatın içinde de yapılması gerektiğini düşündüğümüz ama artık bizi bunaltan birçok şey var; kuru temizlemeye gidecek kıyafetler, evin işleri, alışverişler, okul toplantıları, mecburi olduğunu düşündüğümüz aile yemekleri, bayram ziyaretleri, …

Severek ve keyif alarak yapmadığımız her şey bir zaman sonra sadece görev gibi gelmeye başlar insana. Bu duruma gelince de zihin başlar yorumlamaya…

  • *Acaba ben bu işi sevmiyor muyum? Değiştirsem sevdiğim gibi bir iş bulabilir miyim?
  • *Ben de ne kadar tembel biriyim, canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
  • *Bıktım valla, her gün her gün aynı şeyler
  • *Bu iş ömrümü tüketiyor

 Liste uzayıp gidebilir. Gidebilir de, bunlar gerçekten doğru mu?

  • *İşi sevmiyorsan, değiştirmek çok güzel bir çözüm tabi. Bununla beraber yeni işi de sevmediğin şekilde yapmaya devam edersen, onu da sevmemeye başlayacaksın.
  • *Bir kere tembel insan diye birisi yok, yaptığı şeyden sıkılmış olduğu için tembel bahanesiyle yan çizmeye çalışan insan var.
  • *Hayat da hep döngülerle ilerliyor. Her sabah güneş doğuyor, her akşam batıyor. Mevsimlerin sırası hep aynı. Hep benzer şeyleri yapmak son derece normal. Bazı değişiklerle yenilenmediğin sürece, yaptığın şeyi değiştirsen bile bir süre sonra ondan da bıkacaksın.
  • *Ömrünü tüketen iş değil. İşini kendi doğrularına göre değil de, başkalarının beklentilerine göre şekillendirmen.” Böyle yapmam isteniyor, şu şekilde yaparsam beğenirler,… “ gibi düşünceler yüzünden işin ömrünü tüketiyor aslında.

Elbette şuna katılıyorum, hepimizin daha eğilimli olduğu konular, daha çok sevdiği şeyler, daha az sevdiği işler var. Sevmediğimiz işleri bırakma cesaretini gösterip sevdiğimiz alanlara yönelmemiz hayatımızdaki tatmin ve başarı seviyesinde ciddi bir fark yaratır. Bununla beraber, sevdiğimiz işi kendi istediğimiz tarz da değil de, başkalarının beklentilerini karşılamak için gerçekleştirirsek çok da bir şey değişmeyecektir hayatımızda.

Çünkü hayatımızdaki yaratımları istediğimiz yöne kaydıran şey, ne yaptığımızdan ziyade hangi enerjiyle yaptığımız yani sonrasında ‘oh, iyi ki böyle yaptım’ diyebilmek.

Diyelim ki, yemek yapmayı çok seviyorsunuz ve güzel de yemek yapıyorsunuz. Mutfağa girip kendi sevdiğiniz şekilde değil de, annenizin beklentisini karşılayacak şekilde yaparsanız yemekleri gerçek anlamda keyif almayacaksınız.

Her ne yapıyorsanız yapın, kendinize şu soruyu sorun lütfen: “Şu an yaptığım şeyi ne şekilde yaparsam daha çok hoşuma gider?”

İşyerinizde hazırladığınız bir rapor olabilir, günlük rutin koşuşturmalarınızdan birisi olabilir, mecburen gittiğiniz bir düğün olabilir. Artık her neyse…

İşyerinizdeki işlerin veya günlük rutinlerinizin bir çerçevesi var elbette. Ama o çerçevenin içinde bile kendiniz için bir oyun alanı yaratabilir ve yaptığınız şeyden keyif alabilirsiniz.

Bundan yaklaşık 2-3 yıl önce hiç tanımadığım birisinin nişanına gitmek zorunda kaldım. Nişan mekanı bizim evden oldukça uzak olduğu için cumartesi akşamı trafiğinde 2 saatten fazla bir zamanı yolda geçirdik. Mekana vardık, yerimize oturduk ve hayatımın en sıkıcı dakikaları başladı. Ne müzik var, ne içki. Önce biraz söylenip şikayet edeyim dedim sonra baktım bunun kimseye faydası yok, kendi kendime eğlence yaratmaya karar verdim.

Başladım çaktırmadan etrafı incelemeye. Normalde kendinizi ortama kaptırmışken fark etmeyeceğiniz yığınla şey fark ettim. Kafamdan hikayeler yarattım. Şimdi geriye dönüp o geceyi hatırlayınca içimden gülmek geliyor, hayatımın an absürd nişanıydı. Geceyi sevdiğim bir şekle çevirmeseydim muhtemelen hala Mert’in başını yiyor olurdum ‘Ne gereksiz bir akşamdı, senin yüzünden gittim’ diye:)

İşyerinizdeki görevlerinizi hoşunuza giden şekilde yapmaya çalışın, o gün müşterilerinizi arayacaksanız canınızın istediği saatte ve şekilde arayın, ev için alışveriş yapacaksanız hoşunuza giden ve kolayınıza gelen yerlerden yapın, mecburen gidilecek yemekler varsa biraz rötarlı gidin, ne bileyim.

Her ne yapıyorsanız yapın, sevdiğiniz şekilde yapın.

Bu minicik şeyler, hayatınızda kocaman bir fark yaratacak…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.