Transformal Nefes

0
2671
transformal nefes
transformal nefes

Geçen hafta transformal nefes çalışmalarının hayatıma fiziksel anlamdaki katkılarından bahsetmiştim. Bu hafta kaldığımız yerden devam edelim.

Artık daha fazla enerjim var, bu aralar eskisinden daha fazla yememe rağmen kendiliğinden birkaç kg. verdim ve sırtımda zaman zaman farkettiğim ağrım geçti. Ben her ne kadar transformal nefes çalışmalarının fiziksel tarafına pek odaklanmadıysam da bunlar kendi kendine oldu.

Aslında çalışmalara beraber katıldığım arkadaşlarımın bazılarının sağlıklarında benimkinden çok daha dikkat çekici şekilde olumlu değişimler var. Her ne kadar bu değişimleri ilk ağızdan öğrenmiş olsam da, ben kendim birebir deneyimlemediğim için burada paylaşmak istemedim. Zaten her rahatsızlık kendi yarattığımız direncin fiziksel bir sonucu, dikkate almadığımız sinyalleri bedenin daha yüksek sesle dile getirmesi. Direnci serbest bıraktığımız zaman iyileşme kaçınılmaz.Transformal nefes çalışmaları da, direnci serbest bırakmanın son derece etkili ve hızlı bir yolu olduğu için kişilerin sağlıklarındaki olumlu değişim zaten olayın doğal akışı bence. Tersi garip olur. Yine de şunu özellikle belirtmek istiyorum; değişimin ne şekilde ve ne kadar sürede olacağı kişinin ne kadar direnç gösterdiği ve bu direnci bırakmaya ne kadar hazır olduğu ile alakalı. Herkesin yolculuğu farklı.

Artık gelelim olayın duygusal ve ruhsal boyutuna.

Dediğim gibi, benim en çok ilgimi çeken kısmı transformal nefes çalışmalarının duygusal ve ruhsal boyutu oldu. Çünkü duygularımızın, inanç sistemimizin, bugüne kadar aldığımız kararların yani HAYATA BAKIŞ AÇIMIZIN birebir yansıması bedenimizde.

Bu arada minik bir detayı hatırlatmak istiyorum. Nefesin 2. seviyesi, duygusal seviye olarak adlandırılıyor ama bence duygusal-zihinsel seviye demek belki daha açıklayıcı olabilir. Çünkü bedenimizde hissettiğimiz her duygu, zihnimizden geçen düşüncelerin sonucu. Duygularımız öyle kendi kendine ortaya çıkmaz. Önce zihnimizden bir düşünce geçer. Bize hizmet eden bir düşünceyse keyifli duygular içinde oluruz, bizi sınırlayan bir düşünce ise negatif duygular hissederiz.

Keyifli duygular içindeyken bedenimizin duruşu başkadır, keyifsiz hissederken bambaşka. Hatta konuşurken bile duygularımızı anlatmak için fiziksel ifadeler kullanırız; midemde kelebekler uçuşuyor, sırtımda çok yük var, boğazıma bir şey düğümlendi…

Bunları söylerken, bedenimizdeki enerji akışının hayatımızı yansıttığının birebir farkında mıyız, bilmiyorum fakat kendimizi bu şekilde ifade ettiğimize göre bir seviyede farkında olduğumuz aşikar. Dolayısıyla, bedenimizdeki direnci serbest bırakmak ve enerji akışımızı fabrika ayarlarına çevirmek hayatın akışıyla uyumlu olmak için son derece akılcı bir yatırım bence.

Bastırdığımız duygularımızı hücresel hafızamıza yani bedenimize bir nevi kodladığımızdan bahsetmiştim. Bunu yaparken de nefes alışkanlığımızı değiştirdiğimizden ve bedenimizin enerji akışında tıkanıklık yarattığımızdan.

Bedenimizde enerji akışının tıkanık olduğu bölgelerin frekansı, açık olan bölgelerin frekansına göre daha düşüktür. Transformal nefes çalışmaları sırasında alınan yoğun nefes ise oldukça yüksek bir frekans ve fizik kanunlarına göre yüksek frekansla karşılaşan düşük frekans her zaman yükselme eğilimi gösterir. Bedenimizin frekansı yükselince enerji akışı açılarak nefes alışkanlığımız doğal haline geri döner ve bastırdığımız duygular serbest kalır. İşte, fabrika ayarlarına(!) geri dönüş.

Hani şu bir çok yerde duymuş olduğunuz ‘bilinçaltı temizliği (!) veya geçmişi temizlemek (!)’ tam da budur aslında. Daha önce şu veya bu sebepten kendimize doya doya yaşamaya izin vermediğimiz ve bastırmış olduğumuz duygularımızı hücre hafızamızdan serbest bırakmak.

Bu arada ‘bilinçaltı temizliği veya geçmişi temizlemek’ laflarından pek hoşlanmıyorum, çünkü temizlenmesi gereken pis(!) bir yerin varlığına inanmak değişimin önündeki en büyük engel bence. Bir şeyi değiştirebilmenin ilk adımı onu olduğu gibi kabul etmek ve onunla barışık olabilmektir. Pis(!) bir geçmişi veya bilinçaltını kim sever. Yine de, bununla tam olarak ne kastedildiğinin farkında olmanız için özellikle belirtmek istedim.

Hayatımızda değişiklik yapabilmenin yolunun, o konu ile ilgili yeni bir bakış açısı geliştirmek yani yeni bir karar almak olduğunu biliyorsunuz artık. Açık bir nefese sahip olup bastırmış olduğumuz negatif duyguları serbest bırakmak, yeni bir karar alabilmek için inanılmaz bir özgürlük sağlıyor. Çünkü direnci ortadan kaldırıyor.

Şöyle bir örnek üzerinden gidersek daha rahat anlaşılabilir. Diyelim ki; küçüklüğünüzde aile üyelerinizin çok çalışmaları sebebiyle sizinle az ilgilendiğine karar verdiniz ve bundan dolayı kendinizi kötü hissettiniz. Bir çok çocuğun genelde yaptığı gibi üzüntünüzü ailenize ifade edemediniz ve duygularınızı bastırdınız. ‘Çalışan ailelerin çocukları yeterince ilgi göremezler’ kararınız, bastırmış olduğunuz üzüntünüzle birlikte hücre hafızanıza bir güzel yerleşti. Tabi bu arada nefesinizi tuttunuz ve doğal olmayan bir nefes alışkanlığı geliştirmeye başladınız.

Zaman geçti, artık siz bir anne ya da babasınız ve kariyerinizde ilerlemek istiyorsunuz. Fakat daha önce almış olduğunuz karar size engel olmaya başladı, çünkü her kararınızı değiştirmek istediğinizde bastırmış olduğunuz duygunuz tetikleniyor. Hem işlerinde başarılı olup hem de çocuklarının gayet mutlu olduğu anne-babaları farketmiyorsunuz bile. Çocuğunuza kendini özel hissettirecek formüllerin her şart altında bulunabileceğini ve en önemli şeyin çocuğun kendi özgüveni olduğunu,  bunu da kendisiyle barışık bir anne-babanın sağlayabileceği düşüncesi aklınıza gelemiyor bir türlü.

Çünkü zamanında bastırmış olduğunuz duygunuz hala hücre hafızanızda aktif ve size önceki kararınızı hatırlatıp duruyor. Zihin her yeni deneyimi geçmiş deneyimlerini referans alarak yorumlar. Sizde yer etmiş her deneyime de mutlaka bir duygu eşlik eder. O duygu ne kadar yoğunsa, o deneyimin etkisi de o kadar öneme sahip olur hayatınızda. Peki ya o yoğun duygunuzu serbest bırakabilseniz yani geçmişte yaşadığınız her neyse onunla barışsanız, geçmiş deneyiminiz şu anki hayatınızı o kadar etkileyebilir mi? Benim tecrübeme göre, hayır etkileyemez. Ve eski kararınızı çok daha rahat ve kolay bir şekilde değiştirebilirsiniz.

İşte transformal nefes çalışmalarında olan şey bu.Nefesiniz doğal akışına gelince bedeninizdeki enerji akışının da açık hale gelmesi, hücre hafızanızdaki negatif duyguların serbest kalması ve hayatın akışıyla uyumlu olmak. Bu da artık her olayı ANDA KALARAK değerlendirmeniz demek,  yani geçmişin sizi sınırlayan kararlarını geleceğe projekte etmeden.

Bu da zihninizdeki susmayan dırdırın azalması, daha dingin bir zihin, daha net karar verme yeteneği, daha keskin bir zeka, sorun olarak adlandırabileceğiniz olayları daha rahat değerlendirme ve çözüme odaklanma kabiliyetinde artış VE bence en önemlisi İÇ HUZURU demek.

Tabi şunu özellikle belirtmek istiyorum; bütün bunlar bir süreç. Ben oldum olası hap çözümleri sevmem. Tüm bu değişimler zamanla ve siz izin verdikçe nüfuz ediyor hayatınıza. Bir nefes koçunun rolü, sadece nefesinizin doğal akışını hatırlamanız için rehberlik etmek. Yoksa yine bütün iş SİZDE. Sonuçta nefes SİZİN NEFESİNİZ, hayat SİZİN HAYATINIZ.

Biraz da transformal nefesin 3.  yani ruhsal seviyesinden bahsetmek istiyorum.

Fiziksel ve duygusal seviyedeki dönüşümler yaşandıkça hayatın akışıyla daha uyumlu hale gelmeye başlıyorsunuz. Bu da, farkındalığınızın artması ve mutlu olmak için etrafınızdaki olayların değişimine olan ihtiyacınızın azalması demek.

Hayatın akışıyla, tüm evrenle aslında BİR ve BÜTÜN olduğunuzu önce farketmeye sonra deneyimlemeye başlıyorsunuz. Önce kendinizi, sonra etrafınızdakileri olduğu gibi kabul edip sevebiliyorsunuz. İnsanları kendi doğrularınıza göre değiştirmek yerine, herkesin içindeki yaratıcı gücün farkında olarak onlara kendi seçimlerini yaşamaları için alan tutmaya başlıyorsunuz.

Etrafınızdaki güzellikleri daha fazla takdir ediyor ve hayatınızdan daha fazla keyif alıyorsunuz. Seyrettiğiniz günbatımından, güzel bir çiçeğin kokusundan, yediğiniz yemeğin lezzetinden, çocuklarınıza sarılmaktan, sevgilinizle öpüşmekten, güzel bir film izlemekten aldığınız keyfin artmasından daha ruhani ne olabilir ki zaten?

Daha önce de söylediğim gibi, beden(fiziksel)-zihin(duygusal)-ruh(ruhsal) birbirinden ayrılmaz bir üçlü. Nefesinizin doğal akışı da, bu üçünü her seviyede birbirine bağlayan harika bir araç.

Nefesiniz ve yolunuz açık olsun…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.