Koçluk Seansları

0
1395
koçluk
koçluk

Bu hafta, geçen haftalarda üzerinden geçtiğimiz konular ile ilgili biraz derleme-toparlama yapmak istiyorum. Bir çok yöntem ve teknik hakkında bilgi verdim ve elimden geldiğince püf noktalarını da paylaştım ama yine de kimseye ihtiyacınız olmadan kendinize koçluk yapmak için nasıl bir akışta gitmelisiniz, bu hafta da onun hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Öncelikle yaratım formülünün hatırlatmasını yapalım: İSTEK + (istekle uyumlu) İNANÇ + (inançla uyumlu) EYLEM = (istek doğrultusunda) YARATIM

Bu yazıda eylem ayağından ayrıntılı bahsetmeyeceğim, çünkü isteğinize hizmet eden bir inancınız varsa eylem adımlarını rahatlıkla ve kolayca atıyorsunuz. Eğer eylem adımlarını gerçekleştiremiyorsanız önce inancınız üzerinde çalışmalısınız. Yani aslında gerekli adımı atıp atamadığınız bir nevi işin sağlaması gibi. Eylemleriniz doğal ve akışta değilse bilin ki, inancınız aslında sizin zannettiğiniz yerde değil.

Seanslar sırasında eylemler üzerine de konuşuyoruz elbette ama aslında o sırada en önemli kazanç inanç ile ilgili farkındalık kazanmak. Siz de kendinize koçluk yaparken eylemlerinizi, inançlarınızı farketmek için bir gösterge olarak kullanırsanız en büyük faydayı sağlarsınız. Ayrıca eylemlerle ilgili şunu da söylemek istiyorum, isteğinize doğru attığınız her adım ve yaşadığınız her deneyim inancınızı güçlendirmeye yarar. Evde oturup, hiçbir deneme yapmadan, hiçbir adım atmadan inancınızı istediğiniz noktaya getirmeniz biraz zayıf bir ihtimal. O yüzden eylemlerin de kesinlikle önemi var ama inanca sağladığı katkı açısından. Kısaca bu bilgiyi verdikten sonra istek ve inanç ayaklarına geçebiliriz.

Daha önce direnç ve direnci serbest bırakmak ile ilgili yazılarda yaratımın inanç ayağıyla ilgili, istekleri canlı tutmak ile ilgili
yazılarda da yaratımın istek ayağıyla ilgili bilgiler vermiştim.

Yazıları bu sıralamada yazmamın sebebi koçluk seanslarında bu sırayı takip ediyor olmamız.

Önce inançlarımızdaki direnç noktalarını farketmek ve bunları dönüştürmek için çalışıyoruz. Sizin  de değiştirmek istediğiniz bir konu üzerinde çalışırken öncelikle inançlarınızı irdelemenizi öneririm.

Kişisel gelişim, koçluk, çekim yasası, yaratım ile ilgili bir çok yayın genelde çok istemenin, olmuş gibi yapmanın, vizyonlamanın, vs.
yaratımdaki önemini vurguluyor. Evet, bunlar kesinlikle gerçekten çok önemli ve doğru. Fakat ben en az anlaşılan konunun ve dolayısıyla da üzerinde en az durulan konunun inançlardaki direnç noktaları olduğunu düşünüyorum.

Dirençten kastımın ne olduğunu, 4 Ekim 2012 tarihli ‘Direnç’ başlıklı yazıda bulabilirsiniz. Fakat kısaca şunu hatırlatayım; aklınızdan isteğinize hizmet etmeyen düşünceler (inançlar) geçiyorsa isteğinize direnç gösteriyorsunuz demektir. Peki, bunu nasıl anlayacağız? İsteğimizi düşündüğümüzde kendimizi iyi hissediyorsak akıştayız, kötü hissediyorsak dirençteyiz. Ayrıca duygularımızın yoğunluğuna da bakarak, ne kadar direnç içinde olduğumuzu da anlayabiliriz.

Buradan da anlaşılacağı üzere, hayatımızın her anında dirençte olmuyoruz. Gün içinde o alana zaman zaman giriyoruz, zaman zaman çıkıyoruz. Negatif duygular hissettiğinizde yapmanız gereken, önce bunu kabul etmeniz ve kendinize kötü hissetmeye izin vermeniz (yani direncinize direnç göstermemeniz), sonra da serbest bırakmak için size en uygun gelen yöntemi uygulamanız.

Üzerinde çalıştığınız ve değiştirmek istediğiniz kemikleşmiş bir konunuz varsa, muhtemelen o konu her aklınıza geldiğinde kendinizi kötü hissediyor olabilirsiniz.

Bu durumda öncelikle direnci serbest bırakmak üzerinde çalışın. Vizyonlamayı, olmuş gibi yapmayı, senaryolar yazmayı bir kenara koyun lütfen. Onlar sonrasında yapılacak egzersizler.

Ben bir konuya direnç göstermeye başladığım zaman, öncelikle olmama ihtimalini kabul etmeye çalışıyorum. Çünkü gerçekten en kestirme yol bu, temiz iş. Ne zaman neyin olmama ihtimalini kabul edebildiysem, çok kısa bir süre sonra gerçekleşti. İşin sevimsiz yanı, bence en zorlu egzersizlerden birisi. Bir şeyi bu kadar çok isterken, yani bağımlıyken, olmamasını tüm kalbimle kabul etmek her zaman yemiyor. Üstelik sözcüklerle ‘tamam, kabul ettim’ deseniz bile, bazen  tüm hücrelerinizle söyleyemiyorsunuz. Bu tür durumlarda diğer egzersizlere geçiyorum; nefes çalışmaları, odak değiştirme, meditasyon, vs… Artık o sırada bana en uygunu hangisi geliyorsa.

Elbette tüm tekniklerin ve yöntemlerin bana kazandırdığı şey, isteğim olmasa da hayatımın güzel ve keyifli olduğu ile ilgili
farkındalık. Bu farkındalıkla isteğimin olmama ihtimalini çok daha rahat kabul etme aşamasına gelebiliyorum ve böylece kestirme yola yeniden girmiş oluyorum.

Kendize koçluk yaparken, sizin de bu sıralamayı takip etmenizi hararetle önerebilirim. En kestirme yol olan olmama ihtimalini kabul etmeye çalışabilirsiniz veya diğer direnci serbest bırakmak için olan  egzersizlerden faydalanabilirsiniz.

Öncelikle direnç üzerinde çalışmamızın sebebi, zihnin çalışma prensibi. Daha önceki bir yazımda bundan bahsetmiştim ama kısaca hatırlatmakta fayda var. Zihin her deneyimi, aklımızdan geçen her düşünceyi daha önceki kararlara ve anılara çağrışım yaparak değerlendirir ve yorumlar. Dolayısıyla eski karara olan bakış açısı henüz değişmemişken, bastırılmış duygular henüz boşaltılmamışken, yapılan vizyonlamaların, olumlamaların gösterilen dirence katkıda bulunma ihtimali var.

Bir koçluk seansında ilişki üzerine çalışıyorduk. İsteği son derece canlı, hayalleri güçlü ve vizyonu gayet netti. İsteğini yaratabilmek için sürekli bunlardan bahsediyordu ve ilişkisiz olma halinin de gayet güzel olduğunu söylemesine rağmen, enerjisi farklı bir telden çalıyordu. Bir süreliğine vizyonlamayı, hayallerinden sözetmeyi bırakmasını rica ettim. Sadece hayatının güzel taraflarına odaklanmasını ve ilişkisiz haliyle de barışık olması üzerine çalıştık. Ne zaman ki, isteğinin gerçekleşmeme halini tüm hücreleriyle kabullenme sinyalleri verdi ancak ondan sonra hayali üzerine yeniden konuşmaya başladık. Ve ancak bundan bir süre sonra yeni birisi girdi hayatına.

Şimdi sadece bu örneğe bakarak, hayalleriniz ve istekleriniz için herhangi bir çalışma yapmamanız gerektiğini söylediğimi düşünmeyin lütfen. Sadece gün içinde kendinizi nasıl hissettiğinize yani enerji seviyenize dikkat etmenizi rica ediyorum. Kendinizi kötü hissettiğiniz yani enerjinizin düşük olduğu durumlarda başvuracağınız yöntem ve egzersizler ile keyfiniz yerindeyken yaratımınıza fayda sağlayacak yöntem ve egzersizler farklıdır. Rahat bir ruh hali içindeyken bol bol vizyonlayın, hayalinizi yazın, olmuş gibi şükredin, vs. İsteğinizin frekansına önceden girmeniz için inanılmaz katkı sağlayacaktır.

Gün içinde bile aynı konu ile ilgili bazen gergin, bazen umutlu olabilirsiniz. Hangi alanda olduğunuzla ilgili kendinize karşı dürüst olur, bu konuda farkındalığınızı geliştirir ve yol haritanızı hislerinize göre belirlerseniz kendiniz için en iyi şeyi yapmış olursunuz. Koçluk seansları da biraz terzi işi zaten, birebir formülü yok. Herkesin yolcuğu ve herkese uyan şeyler farklı.

Yine de koçluk seanslarındaki akıştan bahsetmek gerekirse;
  • Danışanın hangi alanda olduğunun ve bakış açısının farkındalığı
  • Varolan direnç noktasının irdelenmesi
  • Direnci yumuşatmak için yapılan çalışmalar
  • Kişinin şu an olduğu yerle barışık olması ve şartlar değişmeden de hayatından keyif alması
  • İsteği hakkında net olması ve hayalini canlı tutması için yapılan çalışmalar
  • Hayali ile ilgili keyifli bir beklenti içindeolması

şeklinde özetleyebiliriz. Eğer bağımlılık fazlaysa veya istekle uyumsuz inançlar güçlüyse, direnci serbest bırakmak için daha uzun süre çalışıyoruz koçluk seanslarında. Ya da bazen kişi, bir şey istediğini söylüyor ama net değil. O zaman da isteğini canlandırmak üzerine daha fazla zaman harcıyoruz. Bazı durumlarda ise paralel gidiyor.

Geçenlerde dişçim bir yandan işini yaparken bir yandan da Einstein’in bir sözünden bahsetti. Einstein’a bütün buluşlarını nasıl yaptığını sormuşlar, Alman asıllı fizikçi ‘el yordamıyla’ diye cevap vermiş. Dişçim kendisinin de en iyi sonuçları ‘el yordamıyla’ aldığını söyledi. Einstein ile ilgili gerçekten böyle bir anektod var mı ya da varsa bile ‘el yordamı’ lafının birebir Almanca karşılığı var mı, benim için tam bir muamma ama son derece somut bir işi olan bir dişçinin bile işinde sezgilerinden destek alması çok hoşuma gitti. Biz de koçluk seanslarında biraz el yordamı yani sezgilerimizin doğrultusunda gidiyoruz

Ben çalışmalardaki genel akışı sizin işinizi biraz daha kolaylaştırmak, kendi kendinize koçluk yapabilmenize yardımcı olmak niyetiyle anlattım ama siz kendi yolcuğunuzda her zaman ‘el yordamıyla’ gidin lütfen. Kendi hislerinize, iç sesinize ve sezgilerinize kulak verin. Enerjinizi takip etmek önceliğiniz olsun.

Ne diyelim, kendinize koçluk yapmak için siz de kendinizin yaşam koçu olun.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.