Doğa Koleji’nde Söyleşi

0
1883
doğa koleji
doğa koleji

Geçen hafta Mert’le beraber mesleklerimiz hakkında bilgi vermek için Doğa Koleji’ndeki bir söyleşiye davet edildik. Mert, yaşam koçluğuyla ilgili bir konuşma yapınca ben de nefes koçluğu hakkında bilgi verdim.

Gençlerle birlikte olmak gerçekten muhteşem bir enerji.  Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyet’ini neden gençlere emanet ettiğini bir kez daha anladım. Hepsi kendine güvenen, soran ve sorgulayan bireyler.

Bizleri çok güzel karşıladılar ve ağırladılar. Biz konuşmamızı yapmadan önce bizleri tanıtan bir sunum da hazırlamışlar. İnsanın kendini sahnede bir ekranda görmesi değişik bir duyguymuş. Daha önce 280 kişilik bir gruba konuşma yapmamış olduğum için heyecanlandığımı itiraf etmek zorundayım. Gerçi, yazarlık yapmış olması sebebiyle sorular daha çok Mert’e geldi ama artık o kadarı olsun. Söyleşinin sonunda aldığımız plaketler bizi Oscar almış kadar mutlu etti doğrusu. Bir hayalim daha gerçek oldu.

Öğrenci Meclisi üyelerine, onlara önderlik yapan öğretmenlerine ve bizi dinleyen tüm harika öğrenci ve öğretmenlere sonsuz teşekkürler…

Konuşmamı burada da paylaşmak istedim.

“Sizin de söylediğiniz gibi ben yaşam ve nefes koçluğu yapıyorum. Bu meslek diğer meslek dallarına göre nispeten yeni ve yeniçağın farkındalığı yüksek insanların ihtiyaçları sebebiyle doğmuş bir meslek. Eşim Mert, yaşam koçluğu hakkında bilgi vermiş olduğu için ben de nefesin öneminden ve nefes koçluğundan bahsetmek istiyorum.

Nefesin ne kadar önemli olduğu aslında çok uzun yıllardır vurgulanır fakat benim yaptığım dönüştürücü nefesin yani transformal nefesin geçmişi yaklaşık 35 yıl kadar. Bir metafizik doktoru olan Judith Kravitz yakalandığı gırtlak kanserini sahip olduğu nefes bilgisiyle iyileştiriyor. Kendine neredeyse her gün nefes seansı yaparak yaklaşık iki ay gibi kısa bir sürede boğazındaki yumrulardan ameliyat ve ilaç tedavisi olmadan kurtuluyor ve bu bilgiden tüm dünyanın faydalanmasını istiyor. Transformal nefes bu isteğin ortaya çıkarmış olduğu bir çalışma. Şu an tüm dünyada 3.000’in üzerinde nefes koçu var ve ben de onlardan birisiyim. Nefesin hayatımızdaki önemini keşfettiğim için yaşam koçluğu ile beraber nefes koçluğu da yapıyorum.

Nefesin önemini anlamak için aslında tek bir soru sormamız yeterli. Nefes almazsak ne olur? Yemek yemeden aylarca, su içmeden günlerce yaşayabiliriz ama nefes almadan hayatta kalmamız mümkün değil. Fakat gündelik hayatımızın içinde nefesin önemi hakkında çok da fazla düşünmüyoruz çünkü nefes almak bedenimizin otomatik yaptığı işlemlerden bir tanesi ve yaşıyorsak zaten yeterlidir diyoruz.

Oysa insanların yüzde 70’i nefes kapasitelerinin sadece yüzde 30’unu kullanıyorlar. Bu da %30 sağlık, %30 enerji, %30 huzur ve neşe demek.

Hepimiz doğduğumuzda son derece açık bir nefesle dünyaya geliyoruz. 2 yaşından sonra yaşadığımız deneyimlerle beraber nefes alışkanlığımızı değiştirmeye ve bozmaya başlıyoruz. Annemiz odamız dağınık diye bağırıyor, üzülüyoruz ve nefesimizi tutuyoruz. Akşam dışarı çıkmak istiyoruz fakat izin alamıyoruz, kızıyoruz ve nefesimizi tutuyoruz. Hoşlandığımız çocuk/kız yüz vermiyor, kendimizi kötü hissediyoruz ve nefesimizi tutuyoruz. Bu şekilde doğal olmayan bir nefes alışkanlığı geliştirmeye başlıyoruz. Bedenimize giren oksijen miktarını yani enerjiyi kısıtlıyoruz.

Halbuki bizim doğal halimiz sağlıklı ve enerjik olmak, kendimizi keyifli hissetmek. Bunlardan birisi eksikse nefesimizde bir takım tıkanıklıklar var demektir.

Çünkü sağlıklı bir şekilde nefes alan bireylerin bağışıklık sistemleri daha güçlüdür, kolay kolay hasta olmazlar. Bu kış çok ciddi bir salgın vardı biliyorsunuz. Kiminle görüşsem hastaydı ve ben bu dönemi hastalanmadan geçirdim. Saçları ve ciltleri daha parlak olur. Metabolizmanın dengesi sağlandığı için ideal kiloda olurlar. Oksijenle birlikte varolamayan hastalıklara (kanser gibi) yakalanmazlar çünkü zaten kanserli hücre demek o hücrede oksijen olmaması demek.

Tüm bu fiziksel faydalarının yanı sıra; zihinsel olarak konsantrasyonda ve odaklanma yeteneğinde artış görülür. Bu da başarıyı beraberinde getirir. Daha huzurlu ve mutlu olduğunuz için ailenizle ve arkadaşlarınızla daha sağlıklı ilişkiler kurarsınız.

Peki açık bir nefes nasıl olmalı, biraz da onun hakkında bilgi vermek istiyorum. Öncelikle nefes karından başlamalı, sonra göğüs kafesine doğru çıkmalı. Yani nefes alırken önce karnınız sonra da göğüs kafesiniz şişmeli. Sadece karından nefes almak da, sadece göğüsten nefes almak da doğru değil. Her ikisini de kullanmalıyız. Bağlantılı olmalı, yani almadan da vermeden de beklemeden, aynı bir okyanus dalgası gibi sürekli. Nefes alışınız verişinizden daha uzun olmalı ve nefes veriş kendiliğinden ve rahatça gerçekleşmeli. Nefes alışınızı arttırmak için çaba gösterin ama nefes verişiniz kendiliğinden olsun.

Siz gençlerin nefesi biz yetişkinlere göre çok daha açık yani sağlıklı olmak, enerjik olmak, başarılı ve mutlu olmak sizin doğal haliniz. Benim 4 ve 10 yaşlarında iki tane kızım var, onların enerjilerine yetişemiyorum çoğu zaman. Ben yoruluyorum ama onlar yorulmuyor. Çünkü onların da nefesleri bana göre açık. Sizin yapmanız gereken sahip olduğunuz bu avantajı iyi kullanmak.

Şu an nefesin ne kadar önemli olduğunu öğrendiğiniz için de bu avantajınızı kullanmak isteyeceğinizi düşünüyorum. Peki neler yapabilirsiniz bunun için? Bir kere her fırsatta derin nefesler alın, vücudunuza bol miktarda oksijen girmesini sağlayın. Sabahları kalktığınızda 2-3 dk. derin nefesler alın. Bir şeye canınız sıkıldığında ve nefesinizi tuttuğunuzu fark ettiğinizde hemen bağlantılı nefesler almaya başlayın. Açık olan nefesinizi koruyun, sizin işiniz çok daha kolay. Ve hayatınızın ne kadar güzel gittiğini görünce belki siz de ileride nefes koçu olmaya karar verirsiniz, kim bilir… “

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.